İLETİŞİM FAKÜLTESİNDE OKUYORSANIZ, İNTERNETLE İLGİLENİYOR VE SESİMİ TÜM İLETİŞİM FAKÜLTELERİNE NEDEN DUYURMUYORUM DİYORSANIZ BURASI TAM SİZE GÖRE...
AMAAAAAAAA...:)(her güzel şeyde bir ama vardır)
ÜYE OLMADAN ÖNCE KURALLARI DİKKATLE OKUYUN Kuralları yalayıp yutup sonra üye olmak için tıklayın!!!!
Tarih: Çrş Tem 30, 2008 2:22 pm Mesaj konusu: En Güzel Fikralar :P
Temel’in köpeği
Fıkra Yıldırım Tuna’dan: Temel çok iyi eğitilmiş bir köpek satın almış, adı Bigi... Bigi, Temel’in her söylediğini anlıyor, hatta Temel eve telefon ettiğinde telefonun ilgili tuşuna basıp ahizenin karşısında havlayarak Temel’in sorularına cevap veriyormuş. Temel yine bir gün evi aramış, telefonu açan Bigi, “HAV...” demiş.
Birkaç gün önce trafiğin çok işlek olmadığı bir yerde normal olarak kırmızı ışıkta durdum. O an arkama yanaşan trafik polisinin anonsunu aynen aktarıyorum: “34 xxx... devam et, devam et. Sanki biz olmasak duracaksın.”
Türk polisi ve UFO
Eveeet, şimdi de o kocaman alkışları Antalya’da UFO gördüğü için polisi arayan vatandaşa “Havadayken yapabileceğimiz bir şey yok, inerse tutuklarız” diyen yurdum polisi için alabilir miyiz?
Yemin et!
Yıllar önce sabahın erken bir saatinde nasılsa kimse görmez diye kırmızı ışıkta geçip sola döndüm ve 50 metre ilerideki kırmızı ışıkta beklerken trafik polisine yakalandım. Ehliyet ve ruhsatı istediğinde “Ama ışık sarıydı” itirazıma sert bir komutla “Yemin et!” dedi. Resmen kalakaldım, insan yalan yere yemin edemiyormuş. Yemin edemediğimi gören sevgili polis kahkayı basarak “Hadi yırttın, yalan yere yemin etseydin cezayı yazacaktım, bir daha dikkatli ol” dedi ve gitti.
Kaç oğlum kaç!
Öğlen saatleri. Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor. Kulak kesilip durumu kavramaya çalışıyorum. Çocuk yayalara kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçmiş, tabii bunu gören polis ceza yazıyor. Çocuk, “Herkes geçiyordu ben de geçtim” gibilerinden kendini savunuyor. Polis umursamaz bir tavırla ekip arabasına giderken yaşlı bir teyze çocuğa bağırıyor “Kaç oğlum kaç! Arkanda plakan mı var?!”
Polis megafonu
Bir teyzemiz yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, 10 metre öteden megafon sesi gelir polisten, “Abla, zaten şişmansın bir de pişman olma!”
Hayırlı cezalar
Yer İstanbul, Yenibosna. Otobüs durağından çıktık Avcılar istikametine doğru gideceğiz. Otobüs kısa yoldan trafiğe girebilmek için yasaklı yerden “U” dönüşü yapıyor. Yurdum polisi görev başında megafon açık ve o anlamlı anonsu geçiyor: “Otobüsçü! Cezan hayırlara vesile olsun, devam et sen ben plakana gönderirim nasıl olsa.”
Kendin dinle
Kocamın arabasını aldığım ve içine sigara kokusu sinmesin diye bütün camlarını açtığım anda en sevdiğim şarkının radyoda çalmaya başlaması üzerine radyonun sesini de sonuna kadar açıp dolaşırken yurdum polisinden gelen anons: “34 xxx..., müziği kendin dinle! Kendin dinle ya da parçayı değiştir!”
Genç bir kadın, aylardır şantiyede olan kocasına aşağıdaki satırları yazar:
“Sevgilim, biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. Sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek için bir sütanne tuttum. Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü. Haberin olsun dedim. Bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin umarım. Öptüm, biricik eşin...”
Kadının kocası da bunun üzerine annesine bir mektup yazar:
“Sevgili Anneciğim... Karım bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz olduğu için bir sütanne tutmak zorunda kaldığını, o sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden bebeğimizin renginin de zamanla koyulaştığını yazıyor. Tabii ki bundan eşimi sorumlu tutamayız. Selam ve sevgilerimle.”
Annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar:
“Sevgili Oğlum... Aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm de yetersiz kalmıştı. Ama biz fakir olduğumuzdan, sütanne tutamayıp onun yerine seni inek sütüyle beslemek zorunda kalmıştık. Bu durumda takdir edersin ki, senin safkan bir öküz olmanın sorumlusu ben değilim. Seni seven annen...”
İdris kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
-Nasıl gidiyor kanaryam?
-Kaybediyorum!
Bir müddet sonra yine:
-Nasıl gidiyor güvercinim?
-Kaybediyorum!
Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal, “Ne tuhaf adamsın” demiş, “İnsan hiç erkek arkadaşına böyle hitap eder mi?” Temel fısıldamış: “Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!”
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız You cannot attach files in this forum You cannot download files in this forum